>Tam Bir Ay Olmuş….

>          Çoktandır yazı ekleyemedim. Bir ay olmuş yazı eklemeyeli. Yoğunluk var bu ara. Birçok düğün var. Kuzenlerimden bir çoğu evleniyor bu sene. Herkes, sen şans getirdin diyor. Çoktandır evlenen olmamıştı aslında. Ben geçen sene evlendim; bu sene de hepsi :)) Kısmetleri bana mı bağlıydı nedir? 🙂 Düğüm bende bağlıydı sanırım. Evlenerek hepsinin kısmetini çözmüş oldum:) Allah herkese mutluluklar versin. Bugün de adapazarına gidiyoruz. Yarın abimin nişanı var çünkü. Aslında eşyalarımı toparlamam lazım. Ama yaptığım şeye bak:) Eşim akşama hazır olmazsam bırakıp gidecek beni:))

       Düğünlerden fırsat kalmayınca hiç bir işle de uğraşamadım bu aralar. Ya da belki tembellik. Belki de evin soğuk, ne soğuğu buz gibi olması hevesimi kırıyordur. Merkezi sistem bizim siteler. Ne zaman keyifleri gelirse o zaman yakıyorlar kaloriferleri. Kışı nerdeyse yarılıyacağız daha iki gün dışında yakmadılar. Neymiş herkes kızıyormuş yakma diye. Çok para geliyormuş. Millet az ödemek istiyor diye hep birlikte soğuktan öleceğiz. Bu sene de son yılların en soğuk kışı olacakmış. Bu sene ölmezsem bir daha soğuktan ölmem heralde. Şu an bile ellerimi ayaklarımı görseniz. Buz kestim. Allah’tan oturma odamızda ufomuz var onu yakıp oturuyorum. Ama o oda dışında heryer buzzz. Ben zaten yazın iki veya ennn fazla üç ay ısınırım. Onun dışında hep üşürüm. Beni düşünün artık. Şu güneşi görünce yakmıyorlar. Sanki ısıtan bir güneşmiş gibi. Soğuk havalar gelsede yakmaya başlasalar bari. Ne kadar dertliymişim yav. Ama Allah en yakın zamanda kendi evimizi almayı nasip etsin de merkezi sistem alır mıyım görürsünüz. Allah uzak etsin. Neyse yeni üretimler yapamadım anlayacağınız. Eskilerden bir şeyler ekliyeyim bari. Acemilik ürünleridir. Lütfen gülmeyiniz:))) Gülseniz de belli etmeyiniz:)))
           Hangi kolonyaydı bilmiyorum ama eskiden çok görürdüm bunlardan. Boğaziçi miydi tam hatırlayamıycam ama hala da var sanırım. Geçenlerde bir yerde görmüş şaşırmıştım. Biz küçükken eve kim kolonya getirse kabı böyle olurdu. Maziye götürür beni o yüzden. Bende kaç zaman önce bu şişe elime geçince atmaya kıyamadım. Değerlendireyim dedim. Simli uhularla boyadım. Aralardaki şeffaf kısımları da simli ojeyle boyamış alt ve üst kısmını boyutlu boya ile şekillendirmiştim birkaç sene önce. Şimdi annem kalem kutusu olarak kullanıyor.
           Ve bunu da utanmadan yayınlıycam yani. Yanılmıyorsam meyveli yoğurt ya da dondurma kutusuydu. Geçmiş zaman unuttum şimdi. Annem bunu mutfakta poşet klipslerini koymak için  kullanıyordu. Bari renklendireyim de üstündeki reklam gitsin demiş beyaz boya ile boyamıştım. Bitmiş ama son bir damla fıslatacak hali kalmış altın yaldız sprey boyamı üstüne püskürtmeye çalışmıştım. Belki bu dediğime inanmıyacaksınız, şu korkunç görüntüsüne rağmen inanın eski halinden çok iyi oldu:))
     Bu da bulaşık makinesinin hışmına uğramış. Yıpranıp buzullanmıştı. Onu da boyadım. Hazır yapıştırmalardan yapıştırdım. Boyayı çok kalın sürmüşüm ki fırça izleri belli olmuş. Annem buna da bozuk paralarını biriktiriyor hala. Buda birkaç sene öncesinin imalatı.
               Şimdi biraz daha günümüze geliyim:) Bu şu an oturduğumuz evin mutfağı. Tavana kadar fayans döşeli. Masanın üstündeki kısım gözüme biraz fazla sade geldi. Bende hazır aldığım silikon şekillerle bir renk katayım dedim. Şimdi baktıkça içim açılıyor. Görenlerde çok beğeniyor. Hatta hobi ile uğraştığımı bilenlerin bir kısmı bunları da mı sen yaptın diye abartmadı değil. Ama o kadar da değil diyorum. Yani adımızı marifetli yazdık diye:)) cık cık cık. Onları nasıl yapayım ayol:))
        Masadakiler radyom. Yemek yaparken müzik dinlemek hoş oluyor. Yağlık tuzluk takımını da çok sevdiğim bir yaşlı teyzem hediye etmişti çeyizime. “Çok değerli birşey değil aslında ama anca bunu alabildim. Kullanırsan memnun olurum. Kullandıkça beni hatırlarsın demişti”. İnanın sürekli elimin altında. Sürekli de hatırlıyorum. Kendim de “hisar”dan almıştım böyle bir takım ama onlar vitrinde duruyor. Günlük kullanmaya kıyamadım. Bunlar sürekli elimin altında. Belki en sık kullandığım şey bunlar. Demek neymiş. Mesele çok pahalı bir hediye götürmek değilmiş iyi niyet herşeyden önemliymiş. Ve kullanmaya kıyamıyacağın şeye çok para verip almamak gerekliymiş. Gerçi onları da misafirlerim geldiğinde kullanıyorum. Hem temiz oluyor hem yıpranmamış.
           Şimdi de çeyizimi yerleştirmeye gelirken başlığını kırdıkları abajurum var sırada. Özene bezene almıştım. Demek bir şeye çok özenmiyceksin. Mobilya takımıma uysun diye kahve ve tonlarında almıştım.
    Aslında normal dururken hiç belli olmuyor. Kırığı göstermek için elimi arkasına koydum. Normal duruşundan kimse anlayamaz. Zaten arka tarafa çeviriyorum. Bir süre böyle kullanalım da belki sonra birşeyler düşünürüz.
       Ve son olarak sırada sazlıklarım var. Kardeşim canım benim böyle orjinal şeylerden hoşlandığımı bildiği için; gittiği bir seminerde fazla sıkılınca dışarı çıkmış. Bir de baktım sazlıklar olan bir yerdeyiz diyor. Birkaç tane koparmış getirmiş. Ama görseniz halini kolları çizik içinde. Meğer bunların yaprakları çok keskinmiş. Kendileri de kopmuyorlardı, çevire çevire zor kopardım dedi. Yanımda kesici birşey olsa daha da getirecektim dedi. Ki kardeşim bir firmanın planlama ve lojistik yöneticisi yani. Biri görse ne diyecektin dedim. Koskoca yönetici çizikler içinde sazlık koparıyor diyince mahçup olmayacak mıydın deyince senin için herşeyi göze aldım dedi. Canım benim yaa. Kurban olurum kardeşlerime ben.

       O zaman bekardım. Sonra evlenmeye karar verip de koltuk takımını falan alınca. Bunca emekle kardeşimin bana getirdiği sazlıklara da uygun bir vazo arayıp durdum günlerce. Sonunda buldum ve salonumun en nadide köşesindeler şimdi. Baktıkça hem kardeşimi hatırlıyor hem orda koparırkenki halini düşününce yüzüme bir gülümseme geliyor:))

Bu da nişanımızda getirilen nişan çiçeğim. O da salondaki yerinde.
                Bu elimdeki rölyef projem. Masamın başına oturabildikçe yapıyorum. Şu an kaplaması falan bitmiş durumda. Anneme (kayınvalideme) yapıyorum. Benden bir tablo istemişti. İlerleyen aşamalarını daha sonra eklebileceğim. Şimdilik bu kadar. Önce gidip biraz ufomun başında ısınmalı sonrada valizimi toplamalıyım. Sağ ve Sağlıcakla kalın. Sağlıklı mutlu hafta sonları diliyorum hepinize. Pazartesiden sonra görüşmek dileğiyle…
Reklamlar
Uncategorized içinde yayınlandı | 2 Yorum

>El Yapımı Zarflarım…

>

               Daha önce bahsettiğim gibi abimin “söz”ünde kullanılmak üzere zarf lazımdı. Elde yapmak istedim. Çok zevk aldım yaparken. Şimdi tek tek yapımını anlatayım. Aslında basit. Bakınca bile anlaşılıyor ama olsun. Daha net anlaşılabilsin 🙂

                  Beyaz olanı davetiye zarfıydı ama çok sadeydi. Onu yapım aşamasında fotoğraflamamışım. Yapımı çok basit. Kenar kısımlarına çift taraflı bant yapıştırdım. Üzerine de küçük hazır fistolardan geçtim. Bunu özellikle çok beğendim ben. Hem sade hem şık oldu.

         Diğer renkli olanları ise tamamen elde yaptım. Ucuzluk pazarından almış olduğum pasta altlıklarım vardı. Birçok yerde lazım olduğu için almış olduğum fon kartonlarım. Ve rölyefte lazım olduğu için aldığım şekilli makaslarım.  Pasta altlığına uygun boyutta fon kartonu keserek işe koyuldum. Kenarlarını şekilli makasla keserek süslü olmasını sağladım.

            Daha sonra bu fon kartonundan kestiğim parçayı zarf şeklinde katladım. Önce iki yanından, sonra altını ve kapak olacak üst kısmını en üste gelecek şekilde. Ve üzerine pasta altlığından bir kat yapıştırdım. Bir kat çok zayıf gelince, belli yerlerinden uhulayıp ikinci bir katı delikleri denk gelecek şekilde üstüne yapıştırdım. Daha sonra zarfın alt kısmını kenarlarından yapıştırdım. Bir tek kapağın kapalı kalması için bir şey bulmam gerekliydi. Onu da buldum. Çift taraflı bantı delgeçle yuvarlak delip kapağın altına gelecek kısma yapıştırdım.
            Pardon! İçinde parayla görüntülemişim. Bahşiş konacağı için; para içine girsin diye ölçü almam gerekmişti. Alt kısmında iki kat yeri görüyorsunuz sanırım. Özellikle alt kısma biraz daha kalınlık vermeye çalıştım ki; içini doldurunca şişmanlamasın kartım diye 🙂

                  Sonuç bu işte. İçine bahşişler konup sahiplerine ulaştı. Beyaz dümdüz bir zarftan daha afilli oldular sanırım. Ben beğendim. Görenler beğendi. Umarım sizde beğenirsiniz 🙂
Uncategorized içinde yayınlandı | 14 Yorum

>Nerede Kalmıştık Dostlar…

>

        
            En son bayramda kalmışım 🙂 Uzun zaman ayrı kaldım sizlerden. Bayram dönüşü eşim bir hafta izindeydi. Bilgisayarın başından kalkmadı hiç.Arada girdim nete ama sadece yazılarınızı okumakla yetindim. Daha sonrada bilgisayarın ekran kartı bozuldu. Tamire yolladık; gitti geldi ama olmamış. Tekrar gitti. Ancak yapıldı. Bloğuma ve sizlere kavuştum.

            Abimin sözü kesildi. Nişan ise 6 kasımda. Hikayesine gelince; Şimdiii bizim milletimizde yani abhaz kökenli insanlarda kızı istemeye anne baba damat olacak oğul gitmez, gidemez efendim. Bizde ayıptır:)) Aile büyüklerinden veya köyün ileri gelenlerinden üç dört erkek gidip isterler. Bizde de öyle oldu. Tabi giderken çiçek, çikolata ve kolonya götürürler. Kız tarafındanda çikolata ve kolonya alıp, geri gelinir. 
            Sözün kesilmesini temsilen kızın nüfus cüzdanı alınıp gelinir. Tabi nüfus cüzdanını tepsi içinde sunacak olan kıza bahşiş verilir zarf içinde. Ayrıca anneye süt hakkı denen sembolik bir miktar para götürülür yine bir zarf içinde. Ki herkes verebilsin diye rayici bellidir o dönem için. Zaten sembolik bir gelenektir. Kız tarafı isterse hepsini alır ama genellikle tamamını almaz. Yarısını alıp diğer kısmı geri gönderir nezaketen.
            Bunları niye mi anlattım:)) O bahsettiğim zarflar düz beyaz mektup zarfı veya davetiye zarfı olur genelde. Ama hobi bloğu olan birisi olarak mektup zarfına koyarak gönderilmesini kendime hakaret saydım ve zarf ürettim efendim:)) Sağolsun onlara koyup yolladı bizimkiler. Şimdilik resimlerini ekliyim ama yapılışlarını yeni yazı olarak yollayacağım tekrar…

Bu anneye süt hakkının konulduğu zarf. Sade olsun istedim.

Burda da üst soldaki zarf nüfus cüzdanı tutana bahşiş konan zarf oldu.

          Çikolatamız buydu efendim. Benim hiç içime sinmedi. Adapazarında bu işi en iyi Mazlum yapar dediler. Oraya gittik. Geçen sene benim sözümde erkek tarafına yollayacağımız çikolatayı da orada yaptırmıştık. Gerçekten çok güzel süslemişti. Bu dükkan değişik geldi. Adaparını da çok iyi bilmiyoruz, orası sandık. Dizaynı mı değiştirdiniz, dükkanı mı diye kaç kere soruyoruz; hiç de biz yeni açıldık demiyorlar. Meğerse Mazlum ikinci bir şube açmış. Bunu sonradan öğrendik.  Diğer mağazada süslemeyi 6 yıldır yapan bir bayan var. Süper şeyler çıkarıyor ortaya. Bunların henüz bir şeyden anladığı yok. Uyumlu değiller. Süslemekten bi’haber bi herifi oturtmuşlar süslemenin başına. Ben bundan çok daha iyisini yapardım. Malzemem olsa. Biraz sinirlendim ama kavga çıkarmıyım diye kabullendim. Hadi “söz” bu, yaşlılar götürecek idare etsin dedim. Ama nişan olaydı o tabağı kafasına geçirirdim heralde.
         Önce ben çikolatayı doldurayım siz o arada başka işiniz varsa halledin dedi. Etiketi almayı unutmayın dedim. Bir de kızdı tabi alıcaz unutmayız dedi. O arada kolonya alıp geldik. Etiketi unutup paketlemiş. Yeniden açtırıp söktürdük tabi. Demez mi efendim gümüş renkli simli kurdeleden kalmamış beyaz tülle yapsam nasıl olur. Tabağı değiştirelim. Sarı yaldızlı tabak alalım sarı simli olanla süsle dedik. Ama tabağı doldurdum boşaltamam dedi. E yap bir bakalım dedik. Ama süslemeden anladığını sandık. Bitti buyrun dedi. Tabi bu resimdeki düzeltmiş hali. Ne kurdele vardı ne boncuk. Onları yalvar yakar zor koydurduk. Dümdüz yumuk yumuk yapılmış bir tül ve önünde gri bir çiçek. Ben kamera şakası sandım. Ama değilmiş herif ciddiymiş. Kızınca orasını burasını topladı.  İnanır mısınız tülü zımbaladığı zımbalar bile gözünüze girecek kadar ortada. Resmi büyütünce görülür sanırım. Öylece bıraktı. Hala neden bırakıp çıkmadık diye kendime kızıyorum. Ama hadi uğraştı ayıp olmasın dedik. Yine bizim yüzümüz utandı. Ama bir daha başkası aynı hataya düşmesin diye söylemek istedim buradan. Siz siz olun Adapazarında Mazlum’a gidecekseniz postanenin arkasındakine gidin. Kapalıçarşı girişindekinden Allah sizi de tüm insanlığı da korusun diyorum.
           
                  Çiçeğimiz de buydu. Onu Hendekte yaptırdık. Kardelen Çiçekçilik. Eski hamamın orda.Çok güler yüzlü, uyumlu bir bayan ve elemanı vardı. Çok da güzel yaptı. Ellerine sağlık diyorum buradan bir kez daha:))

Karşıda gülümseyen teyzem:))

 
 
         Halamın kızı, erkek kardeşim ve amcamın kızı. Bizim büyükleri kız tarafına doğru yolcu ederken.
           Çiçekçinin uyumlu olmasını en çok düşündüren de şu oldu. Orda çikolatanın süslenmesini beğenmediğimizden bahsederken, getirin ben düzelteyim dedi. Silikon tabancamı yanıma almış olsam ben düzeltmeler yapacaktım ama almamışım giderken. Ne bileyim böyle olacağını. Zımbanın olduğu yerlere boncuk yapıştırıp gizledi. Ayrıca kolonyanın süsünü de zenginleştirdi. Güle sim döküp onuda iliştiriverdi.Adam dümdüz bir tül halinde vermişti. Ve bunlardan hiç ücret talep etmedi. Yeter ki yüzünüz gülsün dedi. Sağolsun.
Ve gelelim kız tarafının hediyelerine:))
               Bu çikolataları… Sadece tülle süslenecekse bir şey böyle süslenir işte. Bunu bizim çikolatacı çoçuğa götürüp göstermek lazımdı. Nasıl süslenir görüp öğrenirdi. Çok şık. Sade ve şık.
            Bunlarda söz mendilleri. Gelen misafirlere dağıtmamız için yollamışlar. Aslında abhaz adetlerinde yoktur bu. Sadece sözü kesmeye giden erkeklere söz mendili verilir. Ama onlar eve gelenler için de yollamışlar. Güzel bir jest oldu tabiki. Herkesin hoşuna gitti bu durum:)) Kız tarafına bir kere daha teşekkür burdan ince davranışları için.
Tepsinin içindekiler.
El yapımı, kenarı iğne oyası geçilmiş söz mendilleri çok şıktı.
Ayrıca süslü yapma çiçekler vardı. Üstünde isimleri ve tarih yazılı. Aynen nikah şekeri gibi.
           Bu da tepsisi. Sevgili gelinciğimin annesinin bohçasının kenarıymış bu. El işlemesi. Onu tepsi içine dizayn ettirmişler. Ne güzel olmuş. Hem hatıra, hem ömür boyu kullandıkça hatırlanacak bir şey. Benim annemin de elleriyle işlediği bir kaç birşey var böyle. Çerçeve içinde duvarda asılıydı yıllaca ama çerçevesi eskiyince indirmişdik. Tekrar çerçevelettireyim diye duruyorlardı. Ama bu daha çok hoşuma gitti. Böyle yaptıracağım bende:)
Tepsinin arkası.
Bu da nüfus cüzdanının bulunduğu kutu. Ne kadar şık değil mi? :)) Gelinimizle abimin isimlerini baş harfleri üzerindeki.
         Ve son son köydeki evimizden manzararla bitireyim:) Abimin sözünden bir hafta sonra çekmiştim. Babam rahatsızlanmış köye gitmiştik. Şimdi iyi şükür, salgınmış.
Balkon demirleri takılıyordu. Kardeşim ustalarla uğraşırken.
Evet evimizde budur dostlar:) 
            O kadart uzun süre yazı ekleyemeyince gördüğünüz gibi nekadar dolmuşum. Sıkılmadan ve üşenmeden yazının sonuna varabildiyseniz helal olsun. Ne diyim size bilmem ki. Allah iyiliğinizi versin:))
Sağ ve sağlıcakla kalın. Beni de unutmayın emi:))
Uncategorized içinde yayınlandı | 7 Yorum

>Ramazan Bayramınız Mübarek Olsun…!

>

Yarın fırsat olmaz. Onun için şimdiden hepinizin bayramını tebrik ederim. Hayırlara vesile olsun inşallah. Bayramın 4. günü pazar günü abim için kız istemeye gidiyor büyükler. Çok mutluyuz. Anlayacağınız çifte bayram yaşıyoruz ailecek. Bayram tatili sonrası görüşmek dileğiyle… Esen kalın…
Uncategorized içinde yayınlandı | 3 Yorum

>Ramazanın Son Davetleri ve Şişeden Mumluk…

>          
           Ayy nasıl tutacağız bu sıcakta orucu derken mübarek ay bitiyor. Allah yardım ediyor. Allah seneye ramazana da hayırlısıyla, hep birlikte girebilmeyi nasip etsin cümlemize.  

           Geçen  cumartesi günü annemler kayınvalidemleri iftara davet etti, pazar da kayınvalimler annemleri. İkisinde de bulunduk doğal olarak. Bir adapazarı bir düzce derken eve döndük.

            Resim çekemedim tabi. Her iki yerde de benim için çok yoğun geçti. Mutfaktan çıkamadım. Hizmet ederken resimde çekemedim:) Ama düzcede yani eşimin köydeki evinde bir resim çekmeyi başardım. Şişeden mumluk resmi. Balkonda asılı. Tabi iftar davetinin ertesi günü. Orda eşimin babannesi ve halası yaşıyorlar. Halamız da çok marifetli. El becerileri güçlü biri. Ekim gibi de evleniyor. Geçenlerde nişanı olmuştu. Allah mutluluklar nasip etsin. Çok büyük bir potansiyeli kaybediyorum haberim yokmuş. Etekten dönüştürüp yaptığı elbiseleri gösterdi. Diktiği bebek kıyafetlerini. Süslediği çeyiz sandığını. Ben hayretten fotoğraflamayı unuttun iyi mi :)) Bir tek bu mumluğu fotoğraflamışım. Bu mumluğu kendisi mi yaptı soramadım; ama yaptım dese hiç şaşırmazdım. Öyle becerikli.

      

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

>Kadir Geceniz Mübarek Olsun..!

>

Uncategorized içinde yayınlandı | 3 Yorum

>Masaüstüne Organizer Yaptım…

>

        Banu abla buna organizer demeyelim diyor hep. Ama aklıma ilk organizer geliyor, hatırlaması kolay. Öbür türlü ne diyeyim bilmem; toparlayıcı hoş olmuyor, düzenleyici ? bilemedim işte:)) Her aşaması tamamen spontane gelişmiş birşey oldu. Bunlar ne kutusu mu buyrun siz görün.
           Tıkanan lavabolar benim sinirimi bozar. Onun için sık sık alır dökerim bu lavabo açıcılardan. Şimdiye kadar atardım kutularını çok ince ve cansız, birşey olmaz bundan diye. Ama her fikrin olgunlaşması için zaman gerekliymiş demek ki. Bu sefer atarken kıyamadım. Git gide çöpçü olduk ya. Bir dolap ağzına kadar çöple dolu değerlendirilmeyi bekliyor:)) Ne yapabilirim derken buldum.
Malzemelerim bir çantanın içinde duruyordu. Ve her lazım oldukça çıkarmak toplamak pratik olmuyordu.
Onları düzenlemek için olur bu kutular dedim ve çalışmalara başladım.
   Kapaklarını kestim önce. Alt kısımdaki kapakları yapıştırdım. İçine birşey koyup çıkardıkça açılmasın diye. Beş tanesini bir araya yapıştırdım. Etrafını kalın mukavva ile kaplayınca sapasağlam bişey oldu. Sonucu beğenince beşli yetmez deyip gidip bir beş kutu daha aldım. Nasıl olsa kullanırım ilerde diye. Onlarada aynı işlemi yaptım. Birbirlerine yapıştırınca aradaki bölmelerde sağlamlaştı biraz. Böylece her malzememi ayrı bölmeye koyabilecektim. Süper bir düzene kavuşacaklardı.
Malzemelerin bolluğu açısından ikinci bir beşli kutu olayına burda karar verdim:))
Arada ayrıklık kaldı diyebilirsiniz onuda bir karton parçasıyla kapadım.
Vee kaplama olayı. Kitaplığımın rengine çok benzeyen kağıtla kapladım ve sevdim bu halini:))
Üst kısmına silme gelecek şekilde kapladım içe kıvırmak zor olacaktı bölmeli olduğu için. Tabi üstün görüntüsünü böyle bırakmadım. Boyutlu simli boyam ile geçtim.
Ve bu da vazifeye başlamış hali:))
   İşte malzemelerin daha önceki mekanları.
    Ve yeni mekanları. Bu çok daha pratik oldu. Lazım olan tüm malzemelerim hemen elimin altındalar artık. Ben sevdim bu sonucu. Sizce nasıl olmuş:))
Uncategorized içinde yayınlandı | 13 Yorum